Sakinim Ama Sebepsiz Değil

·

Sakinim Ama Sebepsiz Değil

13.10.2020

Beynimin fonksiyonları dünyada geçirdiğim yılların sayısı arttıkça güçsüzleşiyor. Genellikle hislerimde hiç yanılmam. Belki de adına lanet diyebiliriz. Bu durumdan faydalanan arkadaşlarım olsa da ben çok fazla cefasını çekerim.

Bir bakışın, bir gülüşün, bir süzüşün şifrelemiş olduğu karakterleri birkaç çırpıda anlamak ruhumdaki enerjiyi her türlü emiyor. Bu yüzdendir ki 14.24’te anırarak güldüğüm olaylardan birkaç dakika sonra, mesela 14.26’da kolumu kaldıracak hâl bulamıyorum. Hayır hayır, bu her zaman vuku bulmuyor ama evet genel olarak durum bu.

Bir kelime.
Bir kelimeyle anlarım sıkıntıyı,
amaçları
araçları
arkaya saklanılanı
gidişatı
başlangıcı
bitişi
serzenişi.

Bir düşünce.
Bir düşünce ile çekilebilirim somut dünyadan,
eğlenebilirim sonsuzca
savaşı başlatabilirim
mutlu edebilirim
yıkılabilirim
yakarım gemileri
kalkan olurum sevdiklerime ve daha nice bir düşünceler sarıp sarmalar içimi.

Ama hep, birden bire boşalan yolların ortasındayım.

Biraz önce okuduğunuz 2020 yılında yazmış olduğum defterimin arasından kopanlardı. Beş yılda ne değişti diye bakacaksak şayet, oldukça stabil kalabilmeyi öğrendiğimi görüyorum.

Hepinizin hayatında her şeyin, çalkantı içerisinde yayık ayranı olmaya kalkıştığı bir süreç olmuştur. (Ne olur ‘oldu’ deyin zira kendimi fazlasıyla yalnız hissetmekten çok yoruldum. Oldu sizin de, değil mi?) Fakat muhteşem hayat deneyimlerimiz, bizden bırak yayık ayranını; bir cacık olmayacağını yüzümüze vurur ve çalkalanmaktan vazgeçmemizde yardımcı olur. Merak etmeyin, isteseydik bizden de pekâlâ cacık olurdu lâkin istediğimiz şey cacık olmak değil ki. Belki ben puding olmak istiyorum arkadaşım, benim çalkantım benim kararım!

Her neyse, yemek muhabbetini fazla uzatmayayım Ramazan günü.

Duygu durumlarımın sık dalgalandığı, travmalarımın da içine eklendiğini göz önüne alacak olursak iyi hissetmeye çalıştığım sırada paçalarımdan tutup aşağı çekiştiren enerji sarmalından, beş yılın sonucunda kurtulmuş olduğumu öğrendim.

Aslında pek kurtulmak denemez, yine harareti yüksek bir insanım. Yine her bakıştan, her sözden, tek bir hareketten gayelerini anlayabiliyorum insanların fakat bu kez fark ettim ki ben bunları kontrol etmeyi öğrenmişim. Mesela 14.24’te kahkaha atıyorsam artık 14.26’da kahkaha atmaya devam ediyorum. Sinirlerim daha da bozulmuş olabilir bu beş yıl içinde, şimdi böyle söyleyince çok idrak edemedim… Ama yok, sanırım kişisel olarak gelişmişim.

Bunun sırrını size de vereyim mi? Hadi vereyim.

Beş Yılda Duygu Durumumu Nasıl Stabilize Ettim?

  1. Ne de Olsa Olmaktan Korktuğun Yerdesin, Aldırma!

Ben artık hiçbir şeye olmaz gözüyle bakmıyorum. Negatif olaylar meydana gelmişse öncelikle sakin kalıyorum. Durumu gözden geçiriyorum. Şaşırmıyorum. Gerçekten faka bastığım ve çözemeyeceğim bir şey olsa bile ‘Bi’ dur yaa, şurada bi’ kahve içelim. Çözeriz belki.’ mottosunda yaklaşıyorum. Çözememiş olsak bile bi’ kahve içmiş oluyoruz işte, fena mı?

2. Dedim Dedim İnanmadınız, Ne Oldu Şimdi?

Bir diğer negatif olaylarla başa çıkma stratejim ise, gülmek!
Bak, gerçekten bunu denemelisin sevgili okuyucum. Başına kötü bir şey mi geldi? Bunu, her olayı komik anlatan bir arkadaşından dinlemiş olsaydın nasıl güleceğini düşünmeye başla. Çünkü bazen dışarıdan bakmamız gerekiyor yaşadıklarımıza aksi takdirde küçük noktaları beynimizin illüzyona müsait lobları o kadar büyütüyor ki, yemin ederim kendinizi bunalımın eşiğine sürüklemiş olursunuz. Her soruna karşı önce bi’ gülün.

3. Ay Bu Ne Kadar Güzel Bir Şeymiş!

Başımıza hep negatif olaylar gelmiyor tabii. Çalkalanmamızın bir diğer sebebi ise pozitif olaylar da yaşıyor olmamız.

Negatif ile pozitif olaylar arasında duygu dalgalanmalarımızla birlikte ezilmemek için pozitif davranın ama lütfen Pollyanna’nın akrabası gibi davranmamaya da özen gösterin zira hiçbir şey toz pembe değildir. Gerçekçi yaşayın pozitifliklerinizi de ve en önemlisi, şaşırın. Güzel olan her şeye şaşırın.

Negatiflerde hiçbir şeye şaşırmayıp, her şeye olabilir gözüyle bakıyorduk ya, pozitiflerde ise her şeye şaşırıp ‘oha, nasıl oldu o ya?’ gözüyle bakacağız.

En azından sevgili okuyucum, ben hayata böyle tutundum. Çok dalga geçildi bu yöntemimle. Bunu kasıtlı olarak da yapmıyorum tabii ama savunma mekanizmamın geliştirdiği muhteşem bir şeyi aldım ve kabul ettim sonuç olarak.

Geçmişten günüme gelen notlarım önüme düştüğünde bunları düşündüm. Çünkü yazımı görür görmez şunu sordum kendime:

‘Oğlum, nasıl çıktım lan ben bu kuyudan?’

Comments

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir