Çoğu zaman kendini yalnız ve dertlerinin çok büyük olduğunu düşünüyorsun, değil mi? Yapma… “Herkesin derdi kendine göre tabii ki büyüktür yha” klişesinden birkaç dakika uzaklaşıp başka bir pencereden bakalım mı olaylara?
Ergenliğimde yapay organım olan kulaklıkla dışarıda yürümeyi çok severdim. İnsanlar bana o zamanlar lüzumsuz ve sıradan gelirdi. Kulaklığımı takar, beynimin saraylarında klip çeke çeke yürürdüm. (Rihanna’yla bile klip çekmişliğim var. Ünlü sayılırım -aklımda-) Gel zaman git zaman organımı artık eşya niteliğinde sınıflandırabildiğimde kliplerimden daha mühim şeylerin kaçtığını fark ettim. Bu farkındalık epey zamanımı aldı; ergenliğim bitti, yetişkin hayatının ve berbat birtakım şeylerin içerisinde boğuşurken birkaç kere öldüm ve anka kuşu misali yeniden dirildim. Nihayetinde şunu fark ettim: Dışarıdaki insanların da bir hayatı varmış hem de bazıları ilgi çekici.
Peki ben bunu nasıl fark ettim?
Bir gün yolda yürüyorum, yaz havası olmalı çünkü hatırlarken hâlâ tenime sürtünen tatlı rüzgârı hissedebiliyorum. Her zamanki gibi kendimle sohbet ediyorum hararet eşliğinde. Yanımdan biri geçti, telefonla konuşuyordu.
“Arabanın önüne sürtmüşler… Yok… Hayır hayır 2-3 bin lira bi’şey.”
Cümlesinin sonlarına doğru benden uzaklaştıkça sesi de azalmıştı. İlgimi çekti açıkçası. O zamanların ekonomisine göre bi’ lokal boya için 2-3 bin lira verilmesine şaşırmıştım. Ya arabada başka kusurlar da vardı ya da adam güzel kazıklanabileceği bir yer bulmuştu. İşte bu noktada işin eğlenceli kısmı başlamıştı beynimde. Bu insanlar başka şeyler de yaşayamaz mı? Hep sığ mı düşünelim?
Yanımdan geçen insanların veya herhangi bir sohbeti duyduğumda onu beynimde başka ne türlü tamamlayabileceğime dair hikâye oyunu oynamaya başladım.
Şimdi bu genç kardeşimiz (hemen hemen o zamanlar 19-20 yaşlarında yeni yetmelerdendi) kesin babasının arabasını bir yere şaaaaakkkadanak geçirdi, elinde de fazla parası yoktu hasarı karşılayabilmek için arkadaşlarından borç isteyecekti ya da diğer bir senaryom; aslında arabaya hiçbir şey olmadı, çocuk başka birine borç yapmıştı ve memleketteki ailesinden borcunu ödeyebilmek için böyle bi’ yalan uydurmuştu. Belki de araba çok çok daha kötü bir hâldedir 10 bin liralık masraf çıkmıştır ama o 2-3 bin lirasını ailesinden temin edecektir. Neden babasıyla konuştuğunu düşündüğümü bilmiyorum belki arkadaşına anlatıyordur. Belki kendi arabası bile değildir bir arkadaşına diğer arkadaşının dedikodusunu yapıyor da olabilir.
Kendi derdimi unutup yolda geçenlere kulak vermeye başladığımda yürüyüş yapmak çok daha eğlenceli bir hâle geldi. Binbir çeşit hayatları işittim bu vesileyle, bazen de benim düşüncelerime ne kadar yakın olduğuna şaşırdığım insanlar gördüm. Toplu taşımaya binecek olduğumda artık kulaklıkla müzik dinlemeyi bırakıp insanları dinlemeye koyuldum.
Babasının akşam hamburger almasına karşılık şimdi çikolata yememesi gerektiğini anlatan anneler, üç kelimede bir küfür yerleştirilen cümleler, halısahadan başka bir yerde ayağına top değmemiş olup dünyaca ünlü ve yetenekli futbolculara tüm hırsıyla nefret kusan kahvehane önü amcaları, mevcut hükümete giydirenin karşısındaki hükümeti koruyan insanlar, akşama torunları gelecek diye uzun zamandır tavuk almamış olan teyzenin son zamlardan sonraki şaşkınlığının reyonlardan sekip bana yansıması (Teyzenin fiyatlardan kaynaklı şok oluşu, çevresini kontrol edip acil olarak birisiyle bu duygularını paylaşmaya itti ve o an yanında yalnızca ben bir de kasap beyefendi vardı. E teyze de hâliyle beni seçti pikaçu.) (Ben de ona yalnız olmadığını, ülkeyi mahvettiklerini falan anlattım.) (Sonra biraz rahatlar gibi oldu ama sanırım birkaç ay daha tavuk yemeyecek torunları gittikten sonra.) (Üzüldüm hep.)
Daha nice dertler var duyduğum fakat buraya onları yazıp zaten bildiğiniz şeyleri tekrarlamayacağım. En iyisi mi dışarı çıktığınızda etrafınıza kulak verin. Bilmek ile yaşamak arasında bazen farklar oluyor. İnsanların hemen hemen ne dertleri veya neleri düşündüğünü biliyor olabilirsiniz ama onlara birkaç dakikalık şahit olmak adeta bir kumar işi. Ya çok eğleneceksiniz ya da duyduklarınıza çok üzüleceksiniz. Şansınız yaver gitsin.
Kulağınıza sağlık.


Bir yanıt yazın